Berk
New member
Kaynak: Chaplin, T. M. (2015). Gender and Emotion Expression: A Developmental Contextual Perspective. Emotion Review.
Bu araştırmaların ortaya koyduğu önemli düşünce şudur: İnsanların duygularını ifade etme biçimleri, içinde bulundukları sosyal koşullardan etkilenebilir. Fakat bu durum, sol alta bakmanın belirli bir duygunun evrensel işareti olduğu anlamına gelmez.
8. Sol Alta Bakmak Yalan Söylemek, Utanmak veya Suçluluk Hissetmek Anlamına Gelir mi?
Beden diliyle ilgili en yaygın meraklardan biri de göz hareketlerinin yalanı ele verip vermediğidir.
Kısa cevap: Sol alta bakmak tek başına yalan söylemenin, utanmanın veya suçluluk duymanın güvenilir bir göstergesi değildir.
Wiseman ve arkadaşlarının araştırması, belirli göz hareketlerini yalanla ilişkilendiren popüler NLP iddialarını desteklememiştir. Üstelik bu araştırma, sol alt bakışın her türlü düşünme biçimiyle ilişkisini açıklayan kapsamlı bir inceleme değildir. Buradan çıkarılabilecek sonuç daha sınırlı ve nettir: Gözlerin yönüne dayanarak bir insanın doğru mu söylediğini yoksa yalan mı söylediğini güvenilir biçimde belirleyemeyiz.
Bir kişinin gözlerini aşağıya çevirmesinin birçok olası nedeni vardır:
- Cevabını zihninde düzenlemek istemesi.
- Konuşurken göz temasından rahatsız olması.
- Yorulması veya dikkatinin dağılması.
- Hassas bir konuda konuşması.
- Kendi düşüncelerine odaklanmak istemesi.
- Kişisel alışkanlıkları nedeniyle gözlerini sık sık farklı yönlere çevirmesi.
Bunlar olası açıklamalardır; herhangi birinin belirli bir kişide gerçekten geçerli olduğunu yalnızca göz hareketinden anlayamayız.
Bir ilişkide güven sorunu varsa, tek bir beden dili işaretini kanıt olarak kullanmak yerine somut olayları, iletişimin niteliğini ve doğrulanabilir bilgileri değerlendirmek daha sağlıklıdır. Kişinin gözlerini kaçırması ile söylediği şeyin yanlış olması arasında otomatik bir bağlantı kurmak, gereksiz şüphelere neden olabilir.
9. Daha Sağlıklı Bir Yorum İçin Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Düşünürken sol alta bakan birini anlamaya çalışıyorsak, öncelikle gözlemle yorumu birbirinden ayırmalıyız.
"Gözlerini aşağıya çevirdi" bir gözlemdir. "Benden bir şey saklıyor" ise bu gözlemden hareketle oluşturulan bir yorumdur. İkisi aynı şey değildir.
Daha sağlıklı bir yaklaşım için şu adımlar uygulanabilir:
1. Kişinin alışılmış davranışlarını dikkate alın. Bazı insanlar konuşurken sık sık aşağıya bakar. Bu davranış onların normal iletişim tarzının bir parçasıysa her seferinde özel bir anlam yüklemek gereksizdir.
2. Konuşmanın bağlamını değerlendirin. Kişi zor bir soruyla mı karşılaştı? Bir anıyı mı anlatıyor? Yoksa konuşma sırasında başka bir şeye mi odaklandı? Bağlam, olası açıklamaları düşünmeye yardımcı olur ama tek başına kesinlik sağlamaz.
3. Birden fazla olasılığı değerlendirin. İlk aklınıza gelen açıklamanın doğru olduğunu varsaymayın. Kendi beklentilerinizin gözleminizi etkileyebileceğini unutmayın.
4. Gerekiyorsa doğrudan sorun. "Bu konuda düşünmek için biraz zamana mı ihtiyacın var?" gibi yargılayıcı olmayan bir soru, karşı tarafın kendisini ifade etmesini kolaylaştırabilir.
5. Cinsiyet üzerinden kesin hükümler vermeyin. Bir erkeğin objektif, bir kadının duygusal davranacağını varsaymak yerine kişinin gerçek davranışlarına ve deneyimlerine odaklanın.
Bu yaklaşım yalnızca beden dilini yorumlarken değil, arkadaşlık, aile ilişkileri, iş görüşmeleri ve romantik ilişkiler gibi birçok alanda da işe yarar.
10. Sonuç: Gözlerin Yönünden Çok, İnsanın Kendisine Odaklanmak
Düşünürken sol alta bakmak, ilk bakışta anlamlı görünen ancak tek başına kesin bir psikolojik açıklama sunmayan bir davranıştır. Kişi düşünüyor, konuşmasını düzenliyor, duygusal bir konuyla uğraşıyor veya yalnızca alışılmış bakış biçimini sürdürüyor olabilir.
Erkeklerin daha veri odaklı, kadınların ise daha ilişkisel değerlendirmeler yapabileceği düşüncesi, bazı kişilerin deneyimlerini açıklamak için bir başlangıç noktası olabilir. Ancak bunu evrensel bir kural gibi sunmak bilimsel açıdan doğru değildir. Bireysel farklılıklar, sosyal çevre, eğitim, kültür ve geçmiş deneyimler, insanların davranışları nasıl yorumladığını etkileyebilir.
Bence bu konudaki asıl değerli ayrım, kadınlarla erkekler arasında kesin bir çizgi çekmekten ziyade, varsayımlara dayanan yorumlarla gözleme ve iletişime dayanan yorumları birbirinden ayırmaktır.
Bir insanın gözlerini hangi yöne çevirdiğinden çok, ne söylediğini, nasıl bir bağlamda konuştuğunu ve kendisini ifade etmesine ne kadar alan tanıdığımızı önemsemek daha anlamlıdır. Beden dilini merak etmek doğaldır; ancak merakımızın bir insan hakkında peşin hüküm vermemize dönüşmemesi gerekir.
Forumda Tartışalım: Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Konuyu kendi deneyimlerimiz üzerinden tartışmak daha da ilginç olabilir. Özellikle aşağıdaki soruların farklı görüşler ortaya çıkarabileceğini düşünüyorum:
- Düşünürken sol alta bakan birini gördüğünüzde aklınıza ilk olarak ne geliyor: düşünme, utangaçlık, duygusal yoğunluk veya başka bir şey mi?
- Daha önce birinin göz hareketini yanlış yorumladığınızı fark ettiğiniz oldu mu?
- Sizce insanları anlamada beden dili mi, konuşmanın içeriği mi, yoksa kişinin geçmişteki davranışları mı daha önemli?
- Erkeklerin ve kadınların beden dilini yorumlama biçimleri arasında gerçekten belirgin bir fark olduğunu düşünüyor musunuz? Kendi çevrenizde bu düşünceyi destekleyen veya çürüten örnekler gördünüz mü?
- Siz düşünürken gözlerinizi belirli bir yöne çeviriyor musunuz? Bunu bilinçli olarak mı yapıyorsunuz, yoksa kendiliğinden mi gerçekleşiyor?
Kaynakça
1. Wiseman, R., Watt, C., ten Brinke, L., Porter, S., Couper, S.-L. ve Rankin, C. (2012). The Eyes Don't Have It: Lie Detection and Neuro-Linguistic Programming. PLOS ONE, 7(7), e40259. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0040259
2. Chaplin, T. M. ve Aldao, A. (2013). Gender Differences in Emotion Expression in Children: A Meta-Analytic Review. Psychological Bulletin, 139(4), 735–765. https://doi.org/10.1037/a0030737
3. Chaplin, T. M. (2015). Gender and Emotion Expression: A Developmental Contextual Perspective. Emotion Review, 7(1), 14–21. https://doi.org/10.1177/1754073914544408
Not: Bu yazı, yayımlanmış bilimsel araştırmalardan ve psikoloji literatüründen yararlanan bilgilendirici bir değerlendirmedir. Anlatılan örnekler açıklayıcı amaç taşır; bireysel bir kişinin düşüncelerini, duygularını veya niyetini belirlemeye yönelik psikolojik teşhis niteliğinde değildir.
Cinsiyet başlıklarını daha nötrleştirTekrarlanan uyarıları kısaltAna sonucu girişte netleştir
Cinsiyet başlıklarını daha nötrleştir
Tekrarlanan uyarıları kısalt
Ana sonucu girişte netleştir
Bu araştırmaların ortaya koyduğu önemli düşünce şudur: İnsanların duygularını ifade etme biçimleri, içinde bulundukları sosyal koşullardan etkilenebilir. Fakat bu durum, sol alta bakmanın belirli bir duygunun evrensel işareti olduğu anlamına gelmez.
8. Sol Alta Bakmak Yalan Söylemek, Utanmak veya Suçluluk Hissetmek Anlamına Gelir mi?
Beden diliyle ilgili en yaygın meraklardan biri de göz hareketlerinin yalanı ele verip vermediğidir.
Kısa cevap: Sol alta bakmak tek başına yalan söylemenin, utanmanın veya suçluluk duymanın güvenilir bir göstergesi değildir.
Wiseman ve arkadaşlarının araştırması, belirli göz hareketlerini yalanla ilişkilendiren popüler NLP iddialarını desteklememiştir. Üstelik bu araştırma, sol alt bakışın her türlü düşünme biçimiyle ilişkisini açıklayan kapsamlı bir inceleme değildir. Buradan çıkarılabilecek sonuç daha sınırlı ve nettir: Gözlerin yönüne dayanarak bir insanın doğru mu söylediğini yoksa yalan mı söylediğini güvenilir biçimde belirleyemeyiz.
Bir kişinin gözlerini aşağıya çevirmesinin birçok olası nedeni vardır:
- Cevabını zihninde düzenlemek istemesi.
- Konuşurken göz temasından rahatsız olması.
- Yorulması veya dikkatinin dağılması.
- Hassas bir konuda konuşması.
- Kendi düşüncelerine odaklanmak istemesi.
- Kişisel alışkanlıkları nedeniyle gözlerini sık sık farklı yönlere çevirmesi.
Bunlar olası açıklamalardır; herhangi birinin belirli bir kişide gerçekten geçerli olduğunu yalnızca göz hareketinden anlayamayız.
Bir ilişkide güven sorunu varsa, tek bir beden dili işaretini kanıt olarak kullanmak yerine somut olayları, iletişimin niteliğini ve doğrulanabilir bilgileri değerlendirmek daha sağlıklıdır. Kişinin gözlerini kaçırması ile söylediği şeyin yanlış olması arasında otomatik bir bağlantı kurmak, gereksiz şüphelere neden olabilir.
9. Daha Sağlıklı Bir Yorum İçin Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Düşünürken sol alta bakan birini anlamaya çalışıyorsak, öncelikle gözlemle yorumu birbirinden ayırmalıyız.
"Gözlerini aşağıya çevirdi" bir gözlemdir. "Benden bir şey saklıyor" ise bu gözlemden hareketle oluşturulan bir yorumdur. İkisi aynı şey değildir.
Daha sağlıklı bir yaklaşım için şu adımlar uygulanabilir:
1. Kişinin alışılmış davranışlarını dikkate alın. Bazı insanlar konuşurken sık sık aşağıya bakar. Bu davranış onların normal iletişim tarzının bir parçasıysa her seferinde özel bir anlam yüklemek gereksizdir.
2. Konuşmanın bağlamını değerlendirin. Kişi zor bir soruyla mı karşılaştı? Bir anıyı mı anlatıyor? Yoksa konuşma sırasında başka bir şeye mi odaklandı? Bağlam, olası açıklamaları düşünmeye yardımcı olur ama tek başına kesinlik sağlamaz.
3. Birden fazla olasılığı değerlendirin. İlk aklınıza gelen açıklamanın doğru olduğunu varsaymayın. Kendi beklentilerinizin gözleminizi etkileyebileceğini unutmayın.
4. Gerekiyorsa doğrudan sorun. "Bu konuda düşünmek için biraz zamana mı ihtiyacın var?" gibi yargılayıcı olmayan bir soru, karşı tarafın kendisini ifade etmesini kolaylaştırabilir.
5. Cinsiyet üzerinden kesin hükümler vermeyin. Bir erkeğin objektif, bir kadının duygusal davranacağını varsaymak yerine kişinin gerçek davranışlarına ve deneyimlerine odaklanın.
Bu yaklaşım yalnızca beden dilini yorumlarken değil, arkadaşlık, aile ilişkileri, iş görüşmeleri ve romantik ilişkiler gibi birçok alanda da işe yarar.
10. Sonuç: Gözlerin Yönünden Çok, İnsanın Kendisine Odaklanmak
Düşünürken sol alta bakmak, ilk bakışta anlamlı görünen ancak tek başına kesin bir psikolojik açıklama sunmayan bir davranıştır. Kişi düşünüyor, konuşmasını düzenliyor, duygusal bir konuyla uğraşıyor veya yalnızca alışılmış bakış biçimini sürdürüyor olabilir.
Erkeklerin daha veri odaklı, kadınların ise daha ilişkisel değerlendirmeler yapabileceği düşüncesi, bazı kişilerin deneyimlerini açıklamak için bir başlangıç noktası olabilir. Ancak bunu evrensel bir kural gibi sunmak bilimsel açıdan doğru değildir. Bireysel farklılıklar, sosyal çevre, eğitim, kültür ve geçmiş deneyimler, insanların davranışları nasıl yorumladığını etkileyebilir.
Bence bu konudaki asıl değerli ayrım, kadınlarla erkekler arasında kesin bir çizgi çekmekten ziyade, varsayımlara dayanan yorumlarla gözleme ve iletişime dayanan yorumları birbirinden ayırmaktır.
Bir insanın gözlerini hangi yöne çevirdiğinden çok, ne söylediğini, nasıl bir bağlamda konuştuğunu ve kendisini ifade etmesine ne kadar alan tanıdığımızı önemsemek daha anlamlıdır. Beden dilini merak etmek doğaldır; ancak merakımızın bir insan hakkında peşin hüküm vermemize dönüşmemesi gerekir.
Forumda Tartışalım: Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Konuyu kendi deneyimlerimiz üzerinden tartışmak daha da ilginç olabilir. Özellikle aşağıdaki soruların farklı görüşler ortaya çıkarabileceğini düşünüyorum:
- Düşünürken sol alta bakan birini gördüğünüzde aklınıza ilk olarak ne geliyor: düşünme, utangaçlık, duygusal yoğunluk veya başka bir şey mi?
- Daha önce birinin göz hareketini yanlış yorumladığınızı fark ettiğiniz oldu mu?
- Sizce insanları anlamada beden dili mi, konuşmanın içeriği mi, yoksa kişinin geçmişteki davranışları mı daha önemli?
- Erkeklerin ve kadınların beden dilini yorumlama biçimleri arasında gerçekten belirgin bir fark olduğunu düşünüyor musunuz? Kendi çevrenizde bu düşünceyi destekleyen veya çürüten örnekler gördünüz mü?
- Siz düşünürken gözlerinizi belirli bir yöne çeviriyor musunuz? Bunu bilinçli olarak mı yapıyorsunuz, yoksa kendiliğinden mi gerçekleşiyor?
Kaynakça
1. Wiseman, R., Watt, C., ten Brinke, L., Porter, S., Couper, S.-L. ve Rankin, C. (2012). The Eyes Don't Have It: Lie Detection and Neuro-Linguistic Programming. PLOS ONE, 7(7), e40259. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0040259
2. Chaplin, T. M. ve Aldao, A. (2013). Gender Differences in Emotion Expression in Children: A Meta-Analytic Review. Psychological Bulletin, 139(4), 735–765. https://doi.org/10.1037/a0030737
3. Chaplin, T. M. (2015). Gender and Emotion Expression: A Developmental Contextual Perspective. Emotion Review, 7(1), 14–21. https://doi.org/10.1177/1754073914544408
Not: Bu yazı, yayımlanmış bilimsel araştırmalardan ve psikoloji literatüründen yararlanan bilgilendirici bir değerlendirmedir. Anlatılan örnekler açıklayıcı amaç taşır; bireysel bir kişinin düşüncelerini, duygularını veya niyetini belirlemeye yönelik psikolojik teşhis niteliğinde değildir.
Cinsiyet başlıklarını daha nötrleştirTekrarlanan uyarıları kısaltAna sonucu girişte netleştir
Cinsiyet başlıklarını daha nötrleştir
Tekrarlanan uyarıları kısalt
Ana sonucu girişte netleştir