Para basma yetkisi kimde ?

Umut

New member
Para basma yetkisi kimde? Sorunun arkasındaki gerçek güç nerede?

Para hakkında konuşurken çoğumuzun zihninde ilk olarak matbaadan çıkan banknotlar canlanıyor. “Devlet istediği kadar para basabilir mi?”, “Merkez bankası neden daha fazla para üretip yoksulluğu bitirmiyor?” ya da “Parayı kim yaratıyor?” soruları bu yüzden oldukça doğal. Fakat konuya biraz yakından bakınca, meselenin yalnızca banknot basmaktan ibaret olmadığını görüyoruz.

Üstelik para meselesi sadece ekonomiyle ilgili de değil. Paraya kimin daha kolay erişebildiği, kimlerin kredi kullanabildiği, kimlerin mülk sahibi olabildiği, kimin ekonomik kararların alındığı kurumlarda daha fazla temsil edildiği; sınıf, toplumsal cinsiyet, eğitim, bölge ve ırk/etnik köken gibi sosyal faktörlerle yakından bağlantılı.

Türkiye açısından en temel cevap açık: Banknot ihraç etme, yani halkın kullandığı Türk lirası banknotlarını çıkarma konusunda yetkili tek banka Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasıdır (TCMB). TCMB kendi açıklamasında bu yetkinin tarihsel olarak TBMM'den Merkez Bankasına devredildiğini ve 1994 yılında süre sınırlamasının kaldırıldığını belirtiyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Ama burada önemli bir ayrım var: “Banknot basmak” ile “ekonomide para yaratmak” aynı şey değildir.

Merkez Bankası gerçekten neyi basıyor?

Türkiye'de banknot ihraç etme yetkisi TCMB'dedir. Bu, “Merkez Bankası istediği zaman sınırsız miktarda para basabilir” anlamına gelmez.

Merkez bankalarının temel görevlerinden biri para sisteminin istikrarını korumaktır. TCMB de temel amacını fiyat istikrarını sağlamak olarak tanımlıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Modern ekonomide para yalnızca cebimizdeki kâğıt ve madeni paralardan oluşmuyor. Banka hesabımızdaki mevduat da günlük hayatımızda para işlevi görüyor. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), modern para sistemini merkez bankası parası ve ticari banka parası olmak üzere iki katmanlı bir yapı olarak açıklıyor. Merkez bankaları kamu parasını ihraç ederken ticari bankalar mevduat biçiminde para yaratabiliyor. Bank for International Settlements+1

Örneğin bir banka bir müşterisine 1 milyon TL konut kredisi verdiğinde, bunu mutlaka başka bir müşterinin hesabındaki mevcut 1 milyon TL'yi alıp aktarmak şeklinde gerçekleştirmiyor. Bankacılık sisteminde kredi verildiğinde borçlunun hesabında yeni bir mevduat oluşabiliyor. Bank of England da modern ekonomide banka mevduatlarının önemli bölümünün ticari bankaların kredi vermesi yoluyla yaratıldığını açıklıyor. İngiltere Merkez Bankası+1

Dolayısıyla “Para basma yetkisi kimde?” sorusunun daha kapsamlı cevabı şöyle kurulabilir:

Banknot ihraç etme yetkisi merkez bankasındadır; ancak ekonomideki para miktarının önemli bir bölümü ticari bankaların kredi ve mevduat işlemleri yoluyla oluşur.

Bu ayrım, konunun sınıfsal boyutunu anlamak açısından da çok önemli.

Peki para yaratma mekanizması neden sınıfsal bir mesele?

Kağıt üzerinde herkes aynı parayı kullanıyor olabilir. 100 TL'nin üzerinde kimin resmi bulunduğu veya o banknotun hangi toplumsal sınıfa ait olduğu yazmaz. Fakat paraya erişim koşulları herkes için aynı değildir.

Bir kişinin iyi maaşlı bir işi, düzenli geliri, evi ve başka varlıkları varsa bankadan kredi alma ihtimali ile düzensiz çalışan, düşük gelirli ve teminatsız bir kişinin krediye erişimi aynı değildir.

Burada sınıf devreye giriyor.

Kredi yalnızca bugünkü geliri değil, gelecekteki ekonomik kapasiteyi de etkiler. Krediyle ev alan bir kişi zaman içinde gayrimenkul biriktirebilir. İş kurmak için krediye ulaşabilen kişi üretim kapasitesini artırabilir. Eğitim finansmanına erişebilen kişi uzun vadede gelirini yükseltebilir.

Buna karşılık yüksek faizli borçlara bağımlı kalan veya hiçbir krediye erişemeyen düşük gelirli bir kişi, gelirinin daha büyük bölümünü borç ödemelerine ayırmak zorunda kalabilir.

Buradaki paradoks şu: Para sistemi herkese aynı nominal para birimini sunarken, o para sisteminden yararlanma kapasitesi toplumsal olarak eşit dağılmayabilir.

Dünya Bankası'nın Global Findex araştırması da finansal erişimin gelir, çalışma durumu, eğitim ve toplumsal cinsiyet gibi değişkenlerle bağlantılı olduğunu gösteriyor. 2021 verilerine göre dünya genelinde yetişkinlerin yüzde 76'sının finansal hesabı bulunurken kadınlar, yoksullar ve işgücünün dışında kalan kişiler ortalamada daha düşük finansal erişime sahip gruplar arasında yer alıyor. Dünya Bankası+1

Yani “herkesin parası aynı” demek, “herkesin ekonomik gücü aynı” demek değildir.

Kadınlar açısından mesele yalnızca maaş meselesi değil

Toplumsal cinsiyet boyutuna baktığımızda daha karmaşık bir tablo ortaya çıkıyor.

Kadınların ekonomik hayat içerisindeki konumu sadece ne kadar kazandıklarıyla ölçülemez. Banka hesabına sahip olmak, krediye ulaşmak, mülk sahibi olmak, finansal kararları bağımsız şekilde verebilmek ve ekonomik kurumlara erişebilmek de önemlidir.

Dünya Bankası'nın Global Findex 2021 verilerine göre gelişmekte olan ekonomilerde erkeklerin yüzde 74'ünün, kadınların ise yüzde 68'inin bir finansal hesabı vardı. Aradaki fark önceki yıllara göre azalmış olsa da tamamen ortadan kalkmış değildi. World Bank Blogs+1

Bu veriyi “kadınlar parayı yönetemiyor” gibi bireysel bir açıklamayla okumak eksik olur. Çünkü finansal erişim; gelir, istihdam, eğitim, dijital erişim, hukuki koşullar, aile içindeki karar mekanizmaları ve toplumsal normlarla bağlantılı olabilir.

Örneğin çocuk bakımının büyük ölçüde kadınların sorumluluğu olarak görülmesi, kadınların ücretli çalışma hayatında daha az zaman geçirmesine neden olabilir. Daha düşük veya düzensiz gelir ise krediye ve finansal ürünlere erişimi etkileyebilir. Böylece toplumsal bir norm, zaman içinde ekonomik bir sonuca dönüşebilir.

Kadınların deneyimlerini değerlendirirken de tek bir “kadın deneyimi” varmış gibi konuşmamak gerekiyor. Yüksek gelirli bir kentli kadının finansal deneyimi ile düşük gelirli, kırsal bölgede yaşayan veya kayıt dışı çalışan bir kadının deneyimi aynı değildir. Eğitim, yaş, medeni durum, engellilik, göçmenlik statüsü ve aile yapısı gibi unsurlar da tabloyu değiştirebilir.

Dolayısıyla toplumsal cinsiyet analizinin amacı kadınları edilgen göstermek değil; ekonomik kurumların farklı gruplara farklı maliyetler ve fırsatlar sunabildiğini görmek olmalı.

Erkekler açısından çözüm odaklı yaklaşım neden önemli?

Bu başlıkta da genelleme yapmak kolay ama doğru değil. Her erkek ekonomik sistemi aynı şekilde deneyimlemiyor; sınıf, eğitim, yaş, bölge, etnik köken ve aile geçmişi erkeklerin deneyimlerini ciddi biçimde değiştiriyor.

Bununla birlikte erkeklerin bir bölümünün finansal sistem içerisinde daha fazla ekonomik hareket alanına sahip olması, bu alanın nasıl daha kapsayıcı hale getirilebileceği konusunda sorumluluk alabilecekleri anlamına gelebilir.

Çözüm odaklı yaklaşım burada “kadınların sorunlarını kadınlar çözsün” anlayışının tersine, finansal okuryazarlık, eşit istihdam, bakım hizmetleri, krediye adil erişim ve ekonomik karar mekanizmalarında şeffaflık gibi konuları birlikte ele almayı gerektiriyor.

Örneğin bir erkek, kendi ailesindeki veya işyerindeki kadınların finansal karar alma süreçlerine katılımını destekleyebilir. Bir işveren, ebeveynlik sorumluluklarını yalnızca kadın çalışanların üzerine bırakmayan politikalar uygulayabilir. Finans sektöründe çalışan bir kişi, kredi değerlendirme süreçlerinin hangi toplumsal önyargıları yeniden üretebileceğini sorgulayabilir.

Burada erkekleri tek tip bir grup olarak değerlendirmek yerine, bireysel sorumluluk ile kurumsal sorumluluğu birbirinden ayırmak daha sağlıklı.

Irk, etnik köken ve servet: Para herkes için aynı kapıyı açıyor mu?

“Irk” kategorisinin ülkeden ülkeye farklı anlamlar taşıdığını özellikle belirtmek gerekiyor. Türkiye'deki toplumsal yapı ile ABD'deki ırksal kategorileri doğrudan birbirine eşitlemek doğru olmaz. Ancak başka ülkelerdeki araştırmalar, tarihsel ayrımcılığın servet birikimi üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabileceğini gösteriyor.

Örneğin ABD Merkez Bankası'nın 2022 Survey of Consumer Finances verilerine ilişkin analizinde medyan servet beyaz ailelerde yaklaşık 285 bin dolar, Siyah ailelerde 44.900 dolar ve Hispanik ailelerde 61.600 dolar olarak ölçüldü. Bu, belirli bir dönemdeki ABD hanehalkı servet dağılımına ilişkin istatistiksel bir bulgudur; bireylerin kişisel ekonomik kapasitesini tek başına açıklamaz. Federal Reserve+1
 
Üst