Berk
New member
6. Sessizliği iletişim yerine kullanmamaya çalışın.
Birine kırıldığınızda konuşmak istememeniz anlaşılabilir. Biraz zamana ihtiyaç duyabilirsiniz. Fakat karşı tarafın kendiliğinden anlayacağını varsaymak yerine “Şu anda üzgünüm, biraz sakinleşince bu konuyu konuşmak istiyorum” diyebilirsiniz.
Böylece hem kendinize alan açarsınız hem de ilişkinin içinde ne olduğunu belirsiz bırakmazsınız.
7. Gerektiğinde destek alın.
Kendini ifade etmek yoğun kaygı yaratıyorsa, ilişkilerde sürekli aynı döngü yaşanıyorsa veya geçmiş deneyimler nedeniyle sınır koymak çok zor geliyorsa bir psikologdan destek almak yararlı olabilir.
Amaç insanı sürekli konuşan, herkese itiraz eden veya her durumda kendini savunan biri yapmak değildir. Amaç, kişinin ihtiyaçlarını daha sağlıklı ifade edebilmesini ve farklı seçenekler arasında özgürce karar verebilmesini desteklemektir.
8. Pasif Tutum Her Zaman Kötü müdür?
Burada konuya biraz farklı bir açıdan bakmak gerekiyor. Çünkü pasif davranışın her örneğini olumsuz olarak değerlendirmek doğru değildir.
Bazen bir tartışmayı büyütmemek için geri çekilmek akıllıca olabilir. Bazen karşımızdaki kişinin konuşmasını beklemek, düşüncelerimizi toparlamak veya yanlış anlaşılmayı önlemek için sessiz kalmak gerekebilir.
Örneğin çok öfkeli olduğunuz bir anda önemli bir konuşmayı ertelemek, pasiflik değil, duygularınızı düzenlemeye yönelik bilinçli bir seçim olabilir.
Benzer şekilde, güç dengesizliğinin bulunduğu ve açıkça karşı çıkmanın kişiye zarar verebileceği durumlarda geri çekilmek bir korunma stratejisi olabilir.
Burada belirleyici olan niyettir. Kişi kendi seçeneklerini değerlendirerek mi susuyor, yoksa başka bir seçenek göremediği için mi?
Birincisi bilinçli bir tercih olabilir. İkincisi ise kişinin üzerinde çalışmak isteyebileceği bir durumdur.
Üstelik sürekli kendini savunmak da çözüm değildir. Her eleştiriyi kişisel algılayan, her konuşmayı kazanılması gereken bir mücadeleye dönüştüren biri de ilişkilerinde sorun yaşayabilir.
Sağlıklı iletişim, pasifliğin tam karşısına saldırganlığı koymak değildir. İki uç arasında, hem kendi haklarımızı hem de başkalarının haklarını gözeten bir yaklaşım geliştirmektir.
9. Pasif Tutum Hakkında En Çok Yapılan Yanlışlar
Yanlış 1: Sessiz insanlar güçsüzdür.
Sessizlik tek başına güçsüzlük göstergesi değildir. İnsanlar farklı nedenlerle sessiz kalabilir. Bir kişinin iletişim tarzını yalnızca konuşma miktarına bakarak değerlendiremeyiz.
Yanlış 2: Pasif insanlar her zaman iyi niyetlidir.
Bazı insanlar çatışmadan kaçınmak için susarken bazıları sorumluluk almamak veya zor konuşmalardan uzak durmak için pasif davranabilir. Davranışın nedeni kişiden kişiye değişir.
Yanlış 3: Hayır demek bencilliktir.
Kendi sınırlarını korumak, başkalarının ihtiyaçlarını önemsememek anlamına gelmez. Kişi hem yardımsever hem de sınırları olan biri olabilir.
Yanlış 4: Kendini ifade etmek için sert olmak gerekir.
İnsanlar haklarını bağırmadan da savunabilir. Açık, kararlı ve saygılı bir iletişim çoğu durumda daha işlevseldir.
Yanlış 5: Pasif tutum bir gecede tamamen ortadan kalkar.
Yıllardır başkalarının beklentilerine göre hareket eden birinin bir anda her konuda rahatça konuşması beklenemez. Davranış değişikliği zaman, deneyim ve bazen profesyonel destek gerektirebilir.
10. Forumun Asıl Sorusu: Her Şeye Evet Demek Gerçekten İyi İnsan Olmak mı?
Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız bir yanılgı var: İyi insan olmakla herkesi memnun etmeyi birbirine karıştırıyoruz.
Bir arkadaşımızın yardımına koştuğumuzda iyi hissediyoruz. Ailemizin isteğini yerine getirdiğimizde mutlu oluyoruz. İş arkadaşımıza destek olduğumuzda ekip ruhunu önemsiyoruz.
Bunların hepsi değerli davranışlar. Fakat aynı davranışlar sürekli kendi ihtiyaçlarımızı yok saymamıza neden oluyorsa bir noktada durup düşünmemiz gerekiyor.
Diyelim ki herkesin sorununu dinleyen bir arkadaşsınız. Gece yarısı telefonlar geliyor, insanlar dertlerini anlatıyor, siz de elinizden geleni yapıyorsunuz. Ancak kendi başınıza bir şey geldiğinde kimse sizi dinlemiyor.
Burada sorun yardımsever olmanız değil. İlişkinin karşılıklı olup olmadığını değerlendirmemek olabilir.
Ya da iş yerinde bütün görevleri üstleniyorsunuz. Çünkü ekip arkadaşlarınızı zor durumda bırakmak istemiyorsunuz. Fakat bir süre sonra kendi işlerinizi yetiştiremiyor, sürekli stres yaşıyorsunuz.
Bu durumda kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: Başkalarına destek olmak için kendi kapasitemi aşmam gerçekten gerekli mi?
İnsan ilişkileri bir muhasebe defteri değildir. Her iyiliğin karşılığını aynı gün almak zorunda değiliz. Ancak sürekli tek taraflı çaba gerektiren ilişkileri de sorgulayabiliriz.
Kendi ihtiyaçlarını ifade etmek, başkalarına değer vermekten vazgeçmek değildir. Tam tersine, uzun vadede daha dürüst ve dengeli ilişkiler kurmaya yardımcı olabilir.
Bazen en büyük değişim, “Ben hallederim” cümlesini biraz daha dikkatli kullanmakla başlar.
11. Sonuç: Kendi Hayatınızda Figüran Olmak Zorunda Değilsiniz
Pasif tutum, insanın düşüncelerini, duygularını ve ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olabilen bir davranış biçimidir. Çocukluk deneyimleri, reddedilme korkusu, özgüven sorunları, toplumsal beklentiler veya güvenli olmayan ortamlar bu davranışta etkili olabilir.
Fakat pasif davranmak, insanın değişmez bir özelliği olmak zorunda değildir. Kendini tanımak, duyguları anlamlandırmak, küçük sınırlar koymak ve açık iletişim kurmayı denemek zamanla daha sağlıklı davranışlar geliştirmeye yardımcı olabilir.
Bunun için herkese karşı çıkmak, her tartışmaya katılmak veya sürekli kendi haklılığını kanıtlamak gerekmez. Bazen en güçlü cümle, sakince söylenen bir “Ben bu konuda farklı düşünüyorum” olabilir.
Bazen de “Şu anda buna zaman ayıramam” demek, hem kendinize hem de karşınızdaki kişiye karşı dürüst davranmanın bir yoludur.
Hayat zaten yeterince karmaşık. Bir de söyleyemediğimiz cümleleri gece yatağa yatınca zihnimizde tekrar tekrar canlandırarak kendimize ikinci bir mesai çıkarmayalım!
Unutmayalım ki uyumlu olmak güzeldir, anlayışlı olmak değerlidir, fedakârlık yapmak anlamlıdır. Ancak bunların hiçbiri kişinin kendi sesini tamamen kaybetmesini gerektirmez.
Forumda Söz Sizde!
Şimdi biraz da deneyimlerinizi konuşalım:
1. Hiç istemediğiniz hâlde sırf birini kırmamak için bir şeye evet dediniz mi? Sonradan pişman oldunuz mu?
2. Sizce pasif tutum daha çok yetiştirilme tarzından mı kaynaklanıyor, yoksa insanların tepkilerinden korkmaktan mı?
3. İş hayatında sessiz ve uyumlu olmak bazen avantaj sağlarken hangi noktada kişinin aleyhine dönüyor?
4. Bir ilişkide sürekli alttan alan taraf olmak, zamanla karşı tarafın saygısını azaltır mı, yoksa bu durum tamamen kişilerin karakterine mi bağlıdır?
5. Son olarak en merak ettiğim soru: Birine hayır dediğinizde kendinizi suçlu hissediyor musunuz, yoksa artık bunu rahatça yapabiliyor musunuz?
Belki de forumdaki en güzel örnekler, psikoloji kitaplarından değil, hepimizin yaşadığı küçük ama unutamadığı olaylardan çıkacak. Çünkü bazen insanın kendini tanıması için uzun bir teoriye değil, “Ben de aynısını yaşadım!” diyen birine ihtiyacı vardır.
Birine kırıldığınızda konuşmak istememeniz anlaşılabilir. Biraz zamana ihtiyaç duyabilirsiniz. Fakat karşı tarafın kendiliğinden anlayacağını varsaymak yerine “Şu anda üzgünüm, biraz sakinleşince bu konuyu konuşmak istiyorum” diyebilirsiniz.
Böylece hem kendinize alan açarsınız hem de ilişkinin içinde ne olduğunu belirsiz bırakmazsınız.
7. Gerektiğinde destek alın.
Kendini ifade etmek yoğun kaygı yaratıyorsa, ilişkilerde sürekli aynı döngü yaşanıyorsa veya geçmiş deneyimler nedeniyle sınır koymak çok zor geliyorsa bir psikologdan destek almak yararlı olabilir.
Amaç insanı sürekli konuşan, herkese itiraz eden veya her durumda kendini savunan biri yapmak değildir. Amaç, kişinin ihtiyaçlarını daha sağlıklı ifade edebilmesini ve farklı seçenekler arasında özgürce karar verebilmesini desteklemektir.
8. Pasif Tutum Her Zaman Kötü müdür?
Burada konuya biraz farklı bir açıdan bakmak gerekiyor. Çünkü pasif davranışın her örneğini olumsuz olarak değerlendirmek doğru değildir.
Bazen bir tartışmayı büyütmemek için geri çekilmek akıllıca olabilir. Bazen karşımızdaki kişinin konuşmasını beklemek, düşüncelerimizi toparlamak veya yanlış anlaşılmayı önlemek için sessiz kalmak gerekebilir.
Örneğin çok öfkeli olduğunuz bir anda önemli bir konuşmayı ertelemek, pasiflik değil, duygularınızı düzenlemeye yönelik bilinçli bir seçim olabilir.
Benzer şekilde, güç dengesizliğinin bulunduğu ve açıkça karşı çıkmanın kişiye zarar verebileceği durumlarda geri çekilmek bir korunma stratejisi olabilir.
Burada belirleyici olan niyettir. Kişi kendi seçeneklerini değerlendirerek mi susuyor, yoksa başka bir seçenek göremediği için mi?
Birincisi bilinçli bir tercih olabilir. İkincisi ise kişinin üzerinde çalışmak isteyebileceği bir durumdur.
Üstelik sürekli kendini savunmak da çözüm değildir. Her eleştiriyi kişisel algılayan, her konuşmayı kazanılması gereken bir mücadeleye dönüştüren biri de ilişkilerinde sorun yaşayabilir.
Sağlıklı iletişim, pasifliğin tam karşısına saldırganlığı koymak değildir. İki uç arasında, hem kendi haklarımızı hem de başkalarının haklarını gözeten bir yaklaşım geliştirmektir.
9. Pasif Tutum Hakkında En Çok Yapılan Yanlışlar
Yanlış 1: Sessiz insanlar güçsüzdür.
Sessizlik tek başına güçsüzlük göstergesi değildir. İnsanlar farklı nedenlerle sessiz kalabilir. Bir kişinin iletişim tarzını yalnızca konuşma miktarına bakarak değerlendiremeyiz.
Yanlış 2: Pasif insanlar her zaman iyi niyetlidir.
Bazı insanlar çatışmadan kaçınmak için susarken bazıları sorumluluk almamak veya zor konuşmalardan uzak durmak için pasif davranabilir. Davranışın nedeni kişiden kişiye değişir.
Yanlış 3: Hayır demek bencilliktir.
Kendi sınırlarını korumak, başkalarının ihtiyaçlarını önemsememek anlamına gelmez. Kişi hem yardımsever hem de sınırları olan biri olabilir.
Yanlış 4: Kendini ifade etmek için sert olmak gerekir.
İnsanlar haklarını bağırmadan da savunabilir. Açık, kararlı ve saygılı bir iletişim çoğu durumda daha işlevseldir.
Yanlış 5: Pasif tutum bir gecede tamamen ortadan kalkar.
Yıllardır başkalarının beklentilerine göre hareket eden birinin bir anda her konuda rahatça konuşması beklenemez. Davranış değişikliği zaman, deneyim ve bazen profesyonel destek gerektirebilir.
10. Forumun Asıl Sorusu: Her Şeye Evet Demek Gerçekten İyi İnsan Olmak mı?
Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız bir yanılgı var: İyi insan olmakla herkesi memnun etmeyi birbirine karıştırıyoruz.
Bir arkadaşımızın yardımına koştuğumuzda iyi hissediyoruz. Ailemizin isteğini yerine getirdiğimizde mutlu oluyoruz. İş arkadaşımıza destek olduğumuzda ekip ruhunu önemsiyoruz.
Bunların hepsi değerli davranışlar. Fakat aynı davranışlar sürekli kendi ihtiyaçlarımızı yok saymamıza neden oluyorsa bir noktada durup düşünmemiz gerekiyor.
Diyelim ki herkesin sorununu dinleyen bir arkadaşsınız. Gece yarısı telefonlar geliyor, insanlar dertlerini anlatıyor, siz de elinizden geleni yapıyorsunuz. Ancak kendi başınıza bir şey geldiğinde kimse sizi dinlemiyor.
Burada sorun yardımsever olmanız değil. İlişkinin karşılıklı olup olmadığını değerlendirmemek olabilir.
Ya da iş yerinde bütün görevleri üstleniyorsunuz. Çünkü ekip arkadaşlarınızı zor durumda bırakmak istemiyorsunuz. Fakat bir süre sonra kendi işlerinizi yetiştiremiyor, sürekli stres yaşıyorsunuz.
Bu durumda kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: Başkalarına destek olmak için kendi kapasitemi aşmam gerçekten gerekli mi?
İnsan ilişkileri bir muhasebe defteri değildir. Her iyiliğin karşılığını aynı gün almak zorunda değiliz. Ancak sürekli tek taraflı çaba gerektiren ilişkileri de sorgulayabiliriz.
Kendi ihtiyaçlarını ifade etmek, başkalarına değer vermekten vazgeçmek değildir. Tam tersine, uzun vadede daha dürüst ve dengeli ilişkiler kurmaya yardımcı olabilir.
Bazen en büyük değişim, “Ben hallederim” cümlesini biraz daha dikkatli kullanmakla başlar.
11. Sonuç: Kendi Hayatınızda Figüran Olmak Zorunda Değilsiniz
Pasif tutum, insanın düşüncelerini, duygularını ve ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olabilen bir davranış biçimidir. Çocukluk deneyimleri, reddedilme korkusu, özgüven sorunları, toplumsal beklentiler veya güvenli olmayan ortamlar bu davranışta etkili olabilir.
Fakat pasif davranmak, insanın değişmez bir özelliği olmak zorunda değildir. Kendini tanımak, duyguları anlamlandırmak, küçük sınırlar koymak ve açık iletişim kurmayı denemek zamanla daha sağlıklı davranışlar geliştirmeye yardımcı olabilir.
Bunun için herkese karşı çıkmak, her tartışmaya katılmak veya sürekli kendi haklılığını kanıtlamak gerekmez. Bazen en güçlü cümle, sakince söylenen bir “Ben bu konuda farklı düşünüyorum” olabilir.
Bazen de “Şu anda buna zaman ayıramam” demek, hem kendinize hem de karşınızdaki kişiye karşı dürüst davranmanın bir yoludur.
Hayat zaten yeterince karmaşık. Bir de söyleyemediğimiz cümleleri gece yatağa yatınca zihnimizde tekrar tekrar canlandırarak kendimize ikinci bir mesai çıkarmayalım!
Unutmayalım ki uyumlu olmak güzeldir, anlayışlı olmak değerlidir, fedakârlık yapmak anlamlıdır. Ancak bunların hiçbiri kişinin kendi sesini tamamen kaybetmesini gerektirmez.
Forumda Söz Sizde!
Şimdi biraz da deneyimlerinizi konuşalım:
1. Hiç istemediğiniz hâlde sırf birini kırmamak için bir şeye evet dediniz mi? Sonradan pişman oldunuz mu?
2. Sizce pasif tutum daha çok yetiştirilme tarzından mı kaynaklanıyor, yoksa insanların tepkilerinden korkmaktan mı?
3. İş hayatında sessiz ve uyumlu olmak bazen avantaj sağlarken hangi noktada kişinin aleyhine dönüyor?
4. Bir ilişkide sürekli alttan alan taraf olmak, zamanla karşı tarafın saygısını azaltır mı, yoksa bu durum tamamen kişilerin karakterine mi bağlıdır?
5. Son olarak en merak ettiğim soru: Birine hayır dediğinizde kendinizi suçlu hissediyor musunuz, yoksa artık bunu rahatça yapabiliyor musunuz?
Belki de forumdaki en güzel örnekler, psikoloji kitaplarından değil, hepimizin yaşadığı küçük ama unutamadığı olaylardan çıkacak. Çünkü bazen insanın kendini tanıması için uzun bir teoriye değil, “Ben de aynısını yaşadım!” diyen birine ihtiyacı vardır.