Umut
New member
[HEADING=1]Peygamberimizin Nazar ile İlgili Hadisleri: Nazarın Anlamı, Korunma Yolları ve Günlük Hayattaki Yeri[/HEADING]
İnsan bazen çok sevdiği birinin güzel haberini paylaşırken bile tereddüt edebiliyor: “Acaba nazar değer mi?” Yeni doğan bir bebek, uzun zamandır beklenen bir evlilik, alınan yeni bir araba, elde edilen bir başarı veya sağlığıyla sevindiren bir çocuk… Toplumumuzda bu tür güzel gelişmelerin ardından nazardan söz edilmesi oldukça yaygın. Peki, İslam dininde nazar nasıl açıklanıyor? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) nazarla ilgili hadisleri neler söylüyor ve bu hadisleri günlük hayatımızda nasıl anlamalıyız?
Bu konuya yaklaşırken iki noktayı birlikte düşünmek gerekiyor. Birincisi, nazarın İslam kaynaklarındaki yerini doğru anlamak; ikincisi ise yaşadığımız her olumsuzluğu nazara bağlayarak korku, şüphe ve güvensizlik üretmemek. Çünkü hadislerde nazardan korunmaya yönelik dualar ve uygulamalar bulunduğu gibi insanın inancını, davranışlarını ve diğer insanlarla ilişkilerini ilgilendiren önemli mesajlar da vardır.
Diyanet İşleri Başkanlığının Din İşleri Yüksek Kurulu, nazarın İslam geleneğinde kabul edildiğini, ancak mahiyetinin ve nasıl gerçekleştiğinin kesin olarak bilinmediğini belirtmektedir. Bu yaklaşım, konuyu hem dinî kaynaklara bağlı kalarak hem de günlük hayattaki olayları aceleyle yorumlamadan ele almak açısından önemlidir.
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı, Göz değmesine karşı nazar boncuğu takmak caiz midir?
High Board of Religious Affairs+1
[HEADING=1]1. Peygamberimizin Nazar Hakkındaki En Bilinen Hadisi[/HEADING]
Nazar konusunda en çok bilinen hadislerden biri, Hz. Peygamber'in şu sözüdür:
“Nazar haktır.”
Bu rivayet, Ebû Hüreyre'den nakledilmiş ve Sahih-i Buhârî'de 5740 numarayla yer almıştır. Sahih-i Müslim'de de nazarın gerçekliğine ilişkin rivayetler bulunmaktadır. Hadisin Arapça aslı “el-aynü hakkun” şeklindedir. Buradaki “ayn” kelimesi, bu bağlamda göz değmesi veya nazar anlamında kullanılır.
Kaynak: Sahih-i Buhârî, Tıb, 36; hadis no. 5740
. Sunnah+1
Bu kısa ifade, İslam'ın nazar konusunu bütünüyle reddetmediğini gösterir. Bununla birlikte hadisi doğru anlamak için önemli bir ayrım yapmak gerekir: Nazarın dinî kaynaklarda kabul edilmesi, karşılaşılan her hastalığın, kazanın, başarısızlığın veya aile içi sorunun nazardan kaynaklandığının kanıtlandığı anlamına gelmez.
Örneğin bir çocuk aniden hastalandığında ailesinin nazardan şüphelenmesi kültürel ve dinî alışkanlıklarla ilişkili olabilir. Ancak çocuğun hastalığının sebebini belirlemek için tıbbi değerlendirme gerekir. Dua etmekle doktora başvurmak birbirine zıt davranışlar değildir.
Benzer şekilde, bir kişinin işlerinin birkaç gün içinde ters gitmesi de tek başına nazarın göstergesi sayılamaz. İş yerindeki ekonomik koşullar, plansız harcamalar, stres veya başka etkenler araştırılmalıdır. Hadisin verdiği dinî mesajı anlamak, hayatın bütün olaylarını tek bir açıklamaya indirgemeyi gerektirmez.
[HEADING=1]2. Nazardan Allah'a Sığınmayı Bildiren Hadis[/HEADING]
Peygamber Efendimizden nakledilen bir başka rivayette şu ifade yer alır:
“Nazardan Allah'a sığının, çünkü nazar haktır.”
Bu rivayet, Sünen-i İbn Mâce'nin Tıp bölümünde, 3508 numaralı hadis olarak aktarılmaktadır. Hadis, nazarın varlığından söz etmekle kalmaz; kişinin korunma arayışını Allah'a yöneltmesi gerektiğini de vurgular.
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı, nazar hakkındaki dinî değerlendirme
. High Board of Religious Affairs+1
Burada dikkat çekici olan, korunma düşüncesinin korku ve kuşkuya değil, Allah'a yönelmeye bağlanmasıdır. İnsanların bakışlarından sürekli çekinmek, her güzel haberi gizlemek veya çevresindeki herkesi kendisine zarar verebilecek biri olarak görmek, dinî tavsiyenin sağlıklı bir yorumu değildir.
Günlük hayattan düşünelim: Bir aile, bebeğinin fotoğraflarını sosyal medyada paylaşırken mahremiyetini korumak istiyor olabilir. Fotoğrafları sınırlı paylaşmak, çocuğun kişisel bilgilerini herkese açık hâle getirmemek ve dijital güvenliğe dikkat etmek makul tercihlerdir. Ancak bu kararın mutlaka nazar korkusundan doğması gerekmez. Mahremiyet, çocuğun güvenliği ve ailenin kişisel sınırları da tek başına yeterli nedenlerdir.
Bu açıdan hadis, kişiye yalnızca bir korunma yolu sunmakla kalmaz; korunma arayışını nasıl konumlandırması gerektiği üzerine de düşünme fırsatı verir.
[HEADING=1]3. Sehl bin Huneyf Olayı: Nazar Hakkındaki En Dikkat Çekici Rivayet[/HEADING]
Peygamberimizin nazarla ilgili hadislerini anlamak için sahabe döneminde yaşanan bir olay özellikle önemlidir. Çünkü bu rivayet, yalnızca nazarın varlığından bahsetmez; bir insanın başkasını beğendiğinde nasıl davranması gerektiğine de dikkat çeker.
Sehl bin Huneyf isimli sahabi yıkanırken Âmir bin Rebîa onu görmüş ve cildinin güzelliğini öven sözler söylemiştir. Ardından Sehl rahatsızlanmıştır. Durum Resûlullah'a bildirildiğinde Hz. Peygamber, Sehl'in rahatsızlığıyla ilgili kimin suçlandığını sormuş ve Âmir'in adı verilmiştir.
Bunun üzerine Peygamberimiz, kardeşine zarar verecek bir davranışta bulunulmaması gerektiğini vurgulamış ve Sehl'in iyileşmesi için Âmir'den yıkanmasını istemiştir. Rivayet, Muvatta ve İbn Mâce gibi hadis kaynaklarında farklı tariklerle de aktarılır. Diyanet'in Hadislerle İslâm eserinde olay, beğenilen bir şey görüldüğünde onun için bereket duasında bulunulması gerektiği mesajıyla ele alınmaktadır.
Kaynak: Diyanet, Hadislerle İslâm, Cilt 1, s. 673
. Diyanet Hadislerle İslam
Bu olaydan çıkarılabilecek temel derslerden biri şudur: Bir insanın güzel bir özelliğini fark etmek veya onu övmek tek başına kötü bir davranış değildir. Ancak övgüye kıskançlık, ölçüsüzlük ya da başkasının sahip olduğu nimeti kaybetmesini istemek eşlik ettiğinde insani ilişkiler zarar görebilir.
Günümüzde bu durumu iş hayatında da görebiliriz. Bir çalışan terfi aldığında arkadaşlarının onu tebrik etmesi, başarısının devamını dilemesi ve deneyiminden yararlanması olumlu bir tutumdur. Buna karşılık başarısını küçümsemek, arkasından söylenti yaymak veya başarısız olmasını istemek sosyal ilişkileri bozar.
Bu tür davranışların varlığı, her olumsuzluğun metafizik bir nedenden kaynaklandığını kanıtlamaz. Fakat hadis, kıskançlığın ve düşüncesizce davranmanın insan ilişkilerinde doğurabileceği zararı düşünmek için güçlü bir ahlaki çerçeve sunar.
Burada şu soruyu sormak gerekir: Bir başkasının mutluluğunu gördüğümüzde içimizden ilk geçen duygu ne oluyor? Samimi bir sevinç mi, kendimizi onunla kıyaslama ihtiyacı mı, yoksa kaybettiğimiz fırsatların üzüntüsü mü?
Kendi duygularımızı fark etmek, nazar konusunu yalnızca korunma yöntemleri üzerinden değil, ahlaki gelişim açısından da ele almamızı sağlar.
[HEADING=1]4. Nazar İçin Okunabilecek Dualar ve Sureler[/HEADING]
Peygamberimizin uygulamalarında nazardan korunmak amacıyla dua ve Kur'an okumaya önemli bir yer verilir. Diyanet İşleri Başkanlığının Din İşleri Yüksek Kurulu da bu konuda özellikle Felak ve Nâs surelerini, ayrıca Hz. Peygamber'in torunları için okuduğu koruyucu duayı zikretmektedir.
Kaynak: Diyanet, Nazardan nasıl korunulur, nazar duası var mıdır?
High Board of Religious Affairs
[HEADING=1]Felak Suresi[/HEADING]
Felak suresinin son ayetinde haset eden kişinin hasedinin şerrinden Allah'a sığınılır. Surenin bu bölümü, nazar tartışmaları açısından özellikle dikkat çekicidir.
Burada yalnızca başkasının bakışından korkmak değil, haset gibi insanın iç dünyasıyla ilgili olumsuz duygulardan Allah'a sığınmak da söz konusudur. Sureyi okumak, kişiye manevi bir yöneliş ve dua imkânı sunar.
[HEADING=1]Nâs Suresi[/HEADING]
Nâs suresi, insanların Rabbine sığınmayı ve vesvesenin şerrinden korunmayı konu edinir. Felak suresiyle birlikte okunması, İslam geleneğinde yaygın bir uygulamadır.
Bu iki sureyi okurken yalnızca belirli kelimeleri tekrarlamaya değil, anlamlarını düşünmeye de önem vermek gerekir. İnsanın korkularını Allah'a yöneltmesi, aynı zamanda başkaları hakkında sürekli kötü ihtimaller üretmekten uzaklaşmasına yardımcı olabilir.
[HEADING=1]Peygamberimizin Torunları İçin Okuduğu Dua[/HEADING]
Sahih-i Buhârî'de, Hz. Peygamber'in torunları Hasan ve Hüseyin için okuduğu koruyucu dua aktarılır. Duanın Türkçe anlamı şöyledir:
“Her türlü şeytan ve zararlı canlıdan ve bütün kem gözlerden Allah'ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.”
Kaynak, Sahih-i Buhârî, Ehâdîsü'l-Enbiyâ, 10; hadis no. 3371'dir. Duanın Arapça metni ve Türkçe anlamı Diyanet'in nazardan korunmaya ilişkin açıklamasında da bulunmaktadır. High Board of Religious Affairs
Bu dua, özellikle çocukları için endişelenen anne babalar açısından anlamlıdır. Ebeveynler çocuklarının sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir hayat sürmesini ister. Dua etmek bu isteği manevi bir ifadeye dönüştürür.
Bununla birlikte dua, çocuk bakımının ve sağlık tedbirlerinin yerine geçmez. Ateşlenen bir çocuğun muayene edilmesi, aşılarının takip edilmesi, güvenli bir ortamda büyütülmesi ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması da sorumlu ebeveynliğin parçalarıdır.
[HEADING=1]“Mâşâallah, Lâ Kuvvete İllâ Billâh” İfadesi[/HEADING]
Diyanet'in ilgili fetvasında, hoşumuza giden bir şey gördüğümüzde “Mâşâallah, lâ kuvvete illâ billâh” denilmesine ilişkin bir rivayet de aktarılır. İfade, genel olarak Allah'ın dilemesini ve kudretini hatırlatır. Kaynakta bu rivayet Beyhakî'nin Şu'abü'l-îmân eserine atfedilmektedir. High Board of Religious Affairs
Bu sözün günlük hayattaki karşılığı oldukça basittir. Bir arkadaşımızın evini, çocuğunu, başarısını veya sahip olduğu bir güzelliği gördüğümüzde onu içtenlikle tebrik edebilir, Allah'tan bereket ve hayır dileyebiliriz.
İnsan bazen çok sevdiği birinin güzel haberini paylaşırken bile tereddüt edebiliyor: “Acaba nazar değer mi?” Yeni doğan bir bebek, uzun zamandır beklenen bir evlilik, alınan yeni bir araba, elde edilen bir başarı veya sağlığıyla sevindiren bir çocuk… Toplumumuzda bu tür güzel gelişmelerin ardından nazardan söz edilmesi oldukça yaygın. Peki, İslam dininde nazar nasıl açıklanıyor? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) nazarla ilgili hadisleri neler söylüyor ve bu hadisleri günlük hayatımızda nasıl anlamalıyız?
Bu konuya yaklaşırken iki noktayı birlikte düşünmek gerekiyor. Birincisi, nazarın İslam kaynaklarındaki yerini doğru anlamak; ikincisi ise yaşadığımız her olumsuzluğu nazara bağlayarak korku, şüphe ve güvensizlik üretmemek. Çünkü hadislerde nazardan korunmaya yönelik dualar ve uygulamalar bulunduğu gibi insanın inancını, davranışlarını ve diğer insanlarla ilişkilerini ilgilendiren önemli mesajlar da vardır.
Diyanet İşleri Başkanlığının Din İşleri Yüksek Kurulu, nazarın İslam geleneğinde kabul edildiğini, ancak mahiyetinin ve nasıl gerçekleştiğinin kesin olarak bilinmediğini belirtmektedir. Bu yaklaşım, konuyu hem dinî kaynaklara bağlı kalarak hem de günlük hayattaki olayları aceleyle yorumlamadan ele almak açısından önemlidir.
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı, Göz değmesine karşı nazar boncuğu takmak caiz midir?
High Board of Religious Affairs+1
[HEADING=1]1. Peygamberimizin Nazar Hakkındaki En Bilinen Hadisi[/HEADING]
Nazar konusunda en çok bilinen hadislerden biri, Hz. Peygamber'in şu sözüdür:
“Nazar haktır.”
Bu rivayet, Ebû Hüreyre'den nakledilmiş ve Sahih-i Buhârî'de 5740 numarayla yer almıştır. Sahih-i Müslim'de de nazarın gerçekliğine ilişkin rivayetler bulunmaktadır. Hadisin Arapça aslı “el-aynü hakkun” şeklindedir. Buradaki “ayn” kelimesi, bu bağlamda göz değmesi veya nazar anlamında kullanılır.
Kaynak: Sahih-i Buhârî, Tıb, 36; hadis no. 5740
. Sunnah+1
Bu kısa ifade, İslam'ın nazar konusunu bütünüyle reddetmediğini gösterir. Bununla birlikte hadisi doğru anlamak için önemli bir ayrım yapmak gerekir: Nazarın dinî kaynaklarda kabul edilmesi, karşılaşılan her hastalığın, kazanın, başarısızlığın veya aile içi sorunun nazardan kaynaklandığının kanıtlandığı anlamına gelmez.
Örneğin bir çocuk aniden hastalandığında ailesinin nazardan şüphelenmesi kültürel ve dinî alışkanlıklarla ilişkili olabilir. Ancak çocuğun hastalığının sebebini belirlemek için tıbbi değerlendirme gerekir. Dua etmekle doktora başvurmak birbirine zıt davranışlar değildir.
Benzer şekilde, bir kişinin işlerinin birkaç gün içinde ters gitmesi de tek başına nazarın göstergesi sayılamaz. İş yerindeki ekonomik koşullar, plansız harcamalar, stres veya başka etkenler araştırılmalıdır. Hadisin verdiği dinî mesajı anlamak, hayatın bütün olaylarını tek bir açıklamaya indirgemeyi gerektirmez.
[HEADING=1]2. Nazardan Allah'a Sığınmayı Bildiren Hadis[/HEADING]
Peygamber Efendimizden nakledilen bir başka rivayette şu ifade yer alır:
“Nazardan Allah'a sığının, çünkü nazar haktır.”
Bu rivayet, Sünen-i İbn Mâce'nin Tıp bölümünde, 3508 numaralı hadis olarak aktarılmaktadır. Hadis, nazarın varlığından söz etmekle kalmaz; kişinin korunma arayışını Allah'a yöneltmesi gerektiğini de vurgular.
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı, nazar hakkındaki dinî değerlendirme
. High Board of Religious Affairs+1
Burada dikkat çekici olan, korunma düşüncesinin korku ve kuşkuya değil, Allah'a yönelmeye bağlanmasıdır. İnsanların bakışlarından sürekli çekinmek, her güzel haberi gizlemek veya çevresindeki herkesi kendisine zarar verebilecek biri olarak görmek, dinî tavsiyenin sağlıklı bir yorumu değildir.
Günlük hayattan düşünelim: Bir aile, bebeğinin fotoğraflarını sosyal medyada paylaşırken mahremiyetini korumak istiyor olabilir. Fotoğrafları sınırlı paylaşmak, çocuğun kişisel bilgilerini herkese açık hâle getirmemek ve dijital güvenliğe dikkat etmek makul tercihlerdir. Ancak bu kararın mutlaka nazar korkusundan doğması gerekmez. Mahremiyet, çocuğun güvenliği ve ailenin kişisel sınırları da tek başına yeterli nedenlerdir.
Bu açıdan hadis, kişiye yalnızca bir korunma yolu sunmakla kalmaz; korunma arayışını nasıl konumlandırması gerektiği üzerine de düşünme fırsatı verir.
[HEADING=1]3. Sehl bin Huneyf Olayı: Nazar Hakkındaki En Dikkat Çekici Rivayet[/HEADING]
Peygamberimizin nazarla ilgili hadislerini anlamak için sahabe döneminde yaşanan bir olay özellikle önemlidir. Çünkü bu rivayet, yalnızca nazarın varlığından bahsetmez; bir insanın başkasını beğendiğinde nasıl davranması gerektiğine de dikkat çeker.
Sehl bin Huneyf isimli sahabi yıkanırken Âmir bin Rebîa onu görmüş ve cildinin güzelliğini öven sözler söylemiştir. Ardından Sehl rahatsızlanmıştır. Durum Resûlullah'a bildirildiğinde Hz. Peygamber, Sehl'in rahatsızlığıyla ilgili kimin suçlandığını sormuş ve Âmir'in adı verilmiştir.
Bunun üzerine Peygamberimiz, kardeşine zarar verecek bir davranışta bulunulmaması gerektiğini vurgulamış ve Sehl'in iyileşmesi için Âmir'den yıkanmasını istemiştir. Rivayet, Muvatta ve İbn Mâce gibi hadis kaynaklarında farklı tariklerle de aktarılır. Diyanet'in Hadislerle İslâm eserinde olay, beğenilen bir şey görüldüğünde onun için bereket duasında bulunulması gerektiği mesajıyla ele alınmaktadır.
Kaynak: Diyanet, Hadislerle İslâm, Cilt 1, s. 673
. Diyanet Hadislerle İslam
Bu olaydan çıkarılabilecek temel derslerden biri şudur: Bir insanın güzel bir özelliğini fark etmek veya onu övmek tek başına kötü bir davranış değildir. Ancak övgüye kıskançlık, ölçüsüzlük ya da başkasının sahip olduğu nimeti kaybetmesini istemek eşlik ettiğinde insani ilişkiler zarar görebilir.
Günümüzde bu durumu iş hayatında da görebiliriz. Bir çalışan terfi aldığında arkadaşlarının onu tebrik etmesi, başarısının devamını dilemesi ve deneyiminden yararlanması olumlu bir tutumdur. Buna karşılık başarısını küçümsemek, arkasından söylenti yaymak veya başarısız olmasını istemek sosyal ilişkileri bozar.
Bu tür davranışların varlığı, her olumsuzluğun metafizik bir nedenden kaynaklandığını kanıtlamaz. Fakat hadis, kıskançlığın ve düşüncesizce davranmanın insan ilişkilerinde doğurabileceği zararı düşünmek için güçlü bir ahlaki çerçeve sunar.
Burada şu soruyu sormak gerekir: Bir başkasının mutluluğunu gördüğümüzde içimizden ilk geçen duygu ne oluyor? Samimi bir sevinç mi, kendimizi onunla kıyaslama ihtiyacı mı, yoksa kaybettiğimiz fırsatların üzüntüsü mü?
Kendi duygularımızı fark etmek, nazar konusunu yalnızca korunma yöntemleri üzerinden değil, ahlaki gelişim açısından da ele almamızı sağlar.
[HEADING=1]4. Nazar İçin Okunabilecek Dualar ve Sureler[/HEADING]
Peygamberimizin uygulamalarında nazardan korunmak amacıyla dua ve Kur'an okumaya önemli bir yer verilir. Diyanet İşleri Başkanlığının Din İşleri Yüksek Kurulu da bu konuda özellikle Felak ve Nâs surelerini, ayrıca Hz. Peygamber'in torunları için okuduğu koruyucu duayı zikretmektedir.
Kaynak: Diyanet, Nazardan nasıl korunulur, nazar duası var mıdır?
High Board of Religious Affairs
[HEADING=1]Felak Suresi[/HEADING]
Felak suresinin son ayetinde haset eden kişinin hasedinin şerrinden Allah'a sığınılır. Surenin bu bölümü, nazar tartışmaları açısından özellikle dikkat çekicidir.
Burada yalnızca başkasının bakışından korkmak değil, haset gibi insanın iç dünyasıyla ilgili olumsuz duygulardan Allah'a sığınmak da söz konusudur. Sureyi okumak, kişiye manevi bir yöneliş ve dua imkânı sunar.
[HEADING=1]Nâs Suresi[/HEADING]
Nâs suresi, insanların Rabbine sığınmayı ve vesvesenin şerrinden korunmayı konu edinir. Felak suresiyle birlikte okunması, İslam geleneğinde yaygın bir uygulamadır.
Bu iki sureyi okurken yalnızca belirli kelimeleri tekrarlamaya değil, anlamlarını düşünmeye de önem vermek gerekir. İnsanın korkularını Allah'a yöneltmesi, aynı zamanda başkaları hakkında sürekli kötü ihtimaller üretmekten uzaklaşmasına yardımcı olabilir.
[HEADING=1]Peygamberimizin Torunları İçin Okuduğu Dua[/HEADING]
Sahih-i Buhârî'de, Hz. Peygamber'in torunları Hasan ve Hüseyin için okuduğu koruyucu dua aktarılır. Duanın Türkçe anlamı şöyledir:
“Her türlü şeytan ve zararlı canlıdan ve bütün kem gözlerden Allah'ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.”
Kaynak, Sahih-i Buhârî, Ehâdîsü'l-Enbiyâ, 10; hadis no. 3371'dir. Duanın Arapça metni ve Türkçe anlamı Diyanet'in nazardan korunmaya ilişkin açıklamasında da bulunmaktadır. High Board of Religious Affairs
Bu dua, özellikle çocukları için endişelenen anne babalar açısından anlamlıdır. Ebeveynler çocuklarının sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir hayat sürmesini ister. Dua etmek bu isteği manevi bir ifadeye dönüştürür.
Bununla birlikte dua, çocuk bakımının ve sağlık tedbirlerinin yerine geçmez. Ateşlenen bir çocuğun muayene edilmesi, aşılarının takip edilmesi, güvenli bir ortamda büyütülmesi ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması da sorumlu ebeveynliğin parçalarıdır.
[HEADING=1]“Mâşâallah, Lâ Kuvvete İllâ Billâh” İfadesi[/HEADING]
Diyanet'in ilgili fetvasında, hoşumuza giden bir şey gördüğümüzde “Mâşâallah, lâ kuvvete illâ billâh” denilmesine ilişkin bir rivayet de aktarılır. İfade, genel olarak Allah'ın dilemesini ve kudretini hatırlatır. Kaynakta bu rivayet Beyhakî'nin Şu'abü'l-îmân eserine atfedilmektedir. High Board of Religious Affairs
Bu sözün günlük hayattaki karşılığı oldukça basittir. Bir arkadaşımızın evini, çocuğunu, başarısını veya sahip olduğu bir güzelliği gördüğümüzde onu içtenlikle tebrik edebilir, Allah'tan bereket ve hayır dileyebiliriz.